Tuesday, June 29, 2010

Yazdığımız kodların analizini yapması için bir tool a ihtiyacımız var diyenlere FxCop iyi bir alternatif olabilir. Tesadüfen karşıma çıktı ansızın, denedim sevdim, özellikle .net dünyasına yeni girişmiş arkadaşlarımızın çok işine yarayabilir...

Daha fazlası için tıklayalım

Tuesday, June 29, 2010 10:27:58 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]  | 
Monday, May 10, 2010

Bu haftasonu Bilgi Üniversitesi' nde bir dizi Pazarlama Seminerlerine katıldım. Sektörden çok değerli konuşmacılar vardı. (Turkcell, Garanti Bankası, Arçelik, Abdi İbrahim ... vs.) Kendi adıma birçok şey öğrendim(4p, 360 derece, Gerilla Pazarlama vs.) ama bazı yerlerde zaten Yazılım Mühendisliği disiplininden bildiğim konular da vardı. (SWOT Analysis)
Geliştirilen ürün ne olursa olsun, PAZARLAMA departmanınızın başarısı her zaman çok önemli, bu vesileyle Marketing camiasına da bir giriş yapmış bulunuyorum. Hatta seminerde kim nereden geldi gibi bir soru sorduklarında Yazılımcı bir adamın bu seminerlere gelmesine şaşıran ve "Hayatımda ilk defa bir yazılımcıyı böyle seminerlerde görüyorum" diyenler de vardı... Artık yeni sloganımız Rock & Code & Market olabilir :)

Monday, May 10, 2010 4:41:38 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]  | 
Saturday, April 24, 2010

Birçoğumuz stored procedure yaratırken, stored procedure isimlerinin önüne  sp_ ön ekini koyarız. Tabi farklı isimlendirmeler tercih edenlerimiz de olabilir, ancak sp_ ön ekini kullandığımız zaman SQL server bu stored procedure ü, her ne kadar siz sp nin yerini ve ismini tam olarak belirtmiş olsanız da sistem stored procedure ü olarak algılar ve çağrıldığı zaman da master database de arar. Bu da açıkçası ciddi performans kayıplarına neden olur. Bu sebeple sp_ yerine usp_ kullanırsak SQL server bunun kullanıcı tarafından oluşturulmuş bir sp olduğunu anlar...

Saturday, April 24, 2010 5:58:21 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]  | 
Saturday, April 17, 2010

Compile zamanında hata vermeyen ama eğer yanlış ya da mantıksız kullanılırsa run-time da hata veren yepyeni bir tipimiz var artık.
Örneğin;

dynamic x= 7;
x.SayHello(); // gibi bir durumda run-time hatası alırız...

ama mesela şöyle aritmetik ortalama yapan bir program parçası için düşündüğümüzde ise gayet kullanışlı olabilir;

static dynamic ortalama(dynamic x, dynamic y)
{
return (x + y) / 2;
}
static void Main()
{
int x = 3, y = 4;
Console.WriteLine (ortalama(x, y));
}

burada kazancımız nedir ? açıkça görebiliriz ki er sayı tipi için ayrı bir metot yazmamıza gerek kalmıyor...

dynamic ve object tipleri aslında birbirlerine çok çok benzerler, öyle ki run-time da
typeof(dynamic)== typeof(object) size true değerini verir, hata almazsınız. Aynı şekilde

typeof (List<dynamic>) == typeof (List<object>)
typeof (dynamic[]) == typeof (object[])

ifadeleri için de geçerlidir...

Object referansında olduğu gibi, dynamic tipini de herhangi bir object tipine refere edebiliriz;

dynamic x = "selam";
Console.WriteLine (x.GetType().Name); // String
x = 123; // hata vermez !
Console.WriteLine (x.GetType().Name); // Int32

Gördüğünüz gibi yapısal olarak object referanslamadan hiçbir farkı yok... Bu şekilde dinamik operasyonlara müsade eden yapılar kurabiliriz ;

object o = new System.Text.StringBuilder();
dynamic d = o;
d.Append ("selam");
Console.WriteLine (o); // selam !

Bir diğer konu da,

public class Test
{
public dynamic Foo;
}

metodunun aşağıdaki metotla aynı olması,

public class Test
{
[System.Runtime.CompilerServices.DynamicAttribute]
public object Foo;
}

Buradaki avantajımız, dynamic tipini desteklemeyen dillerde, kullanıcılar/developerlar object nesnesi kullanarak yollarına devam edebilirler...

Peki bizim var diye bir tipimiz de var, onunla arası nasıl bu dynamic in diye bakacak olursak;

• var şöyle der, “tipin değerlendirmesini derleyiciye(compiler) bırakalım”
• dynamic de şöyle der, “yokabi gerek yok,tipin değerlendirmesini biz çalışma zamanına bırakalım(run-time)”

dynamic x = "selam"; // Static tip dynamic, runtime tipi ise string
var y = "aleykum selam"; // Static tip  string, runtime tipi de string
int i = x; // run-time hatası
int j = y; // compile-time hatası alırız...

Saturday, April 17, 2010 4:51:40 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]  | 
Sunday, February 28, 2010
ISO/IEC 42010 standartlarına göre, bir yazılım mimarı (takım ya da kişiler) sistem mimarisinden sorumlu olan kişilerdir; şöyle ki Yazılım mimarı, analistlerle ve proje yöneticisi ile irtibatta olur, sistemi değerlendirir, yeni seçenekler önerir ve yazılım geliştirici takımıyla koordine olur. Yazılım mimarı, geliştirme sürecinin bütün evrelerinde bulunur yani gereksinim analizleri ve mimari tasarım, gerçeklenme aşaması, test edilmesi,entegrasyonu ve yayına alınması gibi. Bir yazılım projesinde, mimar devreye girmeden önce, analistler, IT müdürleri ve yöneticiler toplanır, tartışır, değerlendirir ve ortak bir karara varırlar. Yeni bir sisteme ihtiyaç olduğu veya varolan sistemin güncellenmesi gerektiği sonucuna varıldığında ve gerekli bütçe sağlandığında analistler, iş tecrübelerine,şirket süreçlerine, mevcutşartlara ve son kullanıcılara bakarak sistem gereksinimlerini çıkarmaya başlarlar. Gereksinimler listesi hazır olduğunda, proje yöneticisi yazılım mimarı ile toplanır ve elindeki koca listeyi mimara iletir. Mimar da gereksinimleri doğrular ve bu gereksinimleri tasarımda eksiksiz olarak yerine getirmeye çalışır. Unutmadan da söyleyelim, yazılım mimarisinde, kesin ve katı doğrular yoktur ve matematiksel kurallarla karar vermek mümkün değildir.A firmasının çok başarılı bulduğu bir mimari, B firması tarafından hiç beğenilmemiş ve uygulanmamış olabilir. Güzel olan, her iki mimarinin de tamamen doğru olabilme ihtimali. Peki kaç çeşit mimar olabilir ? ISO/IEC ye göre tek tip mimar vardır. Ama Microsoft kendi bünyesinde 4 tip mimar çeşidi oluşturmuş.Bunlar * Enterprise Architect * Infrastrcutre Architect * Technology-Specific Architect * Solution Architect Bu listeyi Microsoft Certified Architect Program da tanınan rollerde görebilirsiniz. MCA hakkında daha fazla bilgi için http://www.microsoft.com/learning/mcp/architect/specialties/default.mspx
Sunday, February 28, 2010 10:56:19 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]  | 
Sunday, February 07, 2010
Tuesday, January 12, 2010

Çok mu gerekliydi, işe yarar bişey midir ? Yoksa gereksiz datalar yığını mıdır ? Nedir bu Twitter ? Girmem girmem dedim inat ettim ama sonunda ben de girdim. Şu an vaktimi çalmaktan başka bir işe yaramıyor... Birileri bu dataları paraya çevirirken biz de günü kurtarıyoruz. Sanırım kıskandım bu saçma sapan işleri yapıp köşe olanları...

Don't follow me, cause i'm lost too dicem ama illa ki de takip ederim diyen olursa http://twitter.com/suleymanpetek

Tuesday, January 12, 2010 9:49:02 AM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]  | 
Thursday, December 24, 2009

Geçenlerde bir arkadaşımdan duydum, yurt dışında iken almış hediye olarak. Bizim eski Furby' nin biraz daha gelişmişi. Dinozor yavrumuz oldukça gelişmiş yazılımı ile yapay zekanın sınırlarında geziyor. İlgimi çekti, belki de gerçekten iyi bir hediye olabilir ama belirtmeden de geçmeyeyim gerçek bir evcil hayvan gibi ilgi gösterip sevebileceğiniz bu yavrucak aynen gerçek bir evcil hayvan gibi günün birinde ölüyor. Merak edenler için ...

 | 
Thursday, December 24, 2009 9:15:29 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]  | 
Tuesday, December 08, 2009
Tuesday, December 08, 2009 8:05:42 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]  | 
Tuesday, November 24, 2009

Torunlara İthaf Olunur ...

Kısa Dönem askerliğini yapan biri olarak asker adayı arkadaşlarımla bazı tecrülerimi paylaşmak isterim; herşey askerimizin rahatı için. Rahata çok ihtiyacınız olacak. İşte başlıyoruz.

- Yedek subay sınavı ile duyacağınız şeylerin hepsine inanmayın. Yok 1. gün girilirse uzun çıkıyor, 3. gün girilirse kısa çıkıyor diye bir şey yok. Bunun garantisi yok. Kuralı da yok. Ama şu var; mesleğiniz askeriyenin işine yarayacak bir meslekse örneğin elektronik/elektrik mühendisiyseniz yedek subay olma riskiniz var. Bu nedenle Aralık celbi gibi yoğun dönemlerde giderseniz bu riski en hafife indirgersiniz. En riskli celp ise Nisan celbi. Bir çok arkadaşıma uzun dönem çıktı. Burdaki mantık şu; Nisan celbinde başvurular az, risk çok. Aralık celbinde başvurular çok, risk az. Ağustos celbi orta yoğun bir celp, risk de orda düzeyde.

- Sınava Tuzlada girmiştim. Mümkünse çok erken gidin. Sıra numaranızı alın. Tuzla'ya 07:00'da gitmiştim. İçeri girdiğimizde saatler 10:00 idi. 16:00'da işi bitirip çıkmıştım. En iyisi 06:00'da Tuzla'da olup sıra numarası almak. İçeride prosedürel çok iş var. Bu nedenle uzun saatlere hazırlıklı olun. Sınavdaki soruları yapmaya çalışın. Ne hepsini sallayın ne de hepsini yapın derim. Çok göze batmamak lazım :)

- Sınavlar malesef belirsiz bir gün ve saatte açıklanıyor. Acaba açıklandı mı diye site karşısında saatlerce heba olmuştum. Son anda http://www.askeroldum.com'u buldum. O tarihte farklı bir sayfada hizmet veriyorlardı. Bir ücret karşılığında kayıt oldum. Adamlar sonuçlar açıklandığı anda, uyarı smsi attılar. O esnada Metrocitydeydim. Arkadaşa baktırdım. Ve uçak biletini aldırdım. 90 milyona uçtum. Forumda bir arkadaşla yazışmıştım. Benden 1-2 saat sonra 200 milyona aynı yöne bilet bulabilmiş.

- Sınava giderken sakalınızı kesip gidin. Beraber giden bir arakadaşımı top sakalı var diye almadılar. Traş oldu ve 1 saat gecikmeli içeri girdi. Bazı arkadaşlar da sorun yaşamamışlar. Bence risk almayın sakalınızı kesin. Nasıl olsa 10 güne kadar kesilecek. Sonradan bu yazıyı hatırlarsınız :)

- Nasıl olsa askerde keserler demeyin, saçınızı da kestirin. 3 numara yeterliydi sanırım. Ne daha fazla kestirin ne de daha çok. Aza da laf ederler çoka da. Oralarda kestirmeyi de denemeyin. Kuyruk, laf işitmek, bunlara değer mi ? :)

- Giderken mutlaka alınması gerekenler listesinde en önemlilerini yazacağım. Bunlar tecrübeyle oluşturuldu. Hepsinin bir anısı olup, son anda laf işitmekten kurtuldum. Bazıları gereksiz gibi gelse de, düşünmeden alın derim.

1) İçlik. Hele ki soğuk bir yere gidiyorsanız hayatınızı kurtaracak.
2) Bot için kaliteli tabanlık/keçe (Soğuk mekan ise yünlü olmasında fayda var). Bot vurmasına karşı vatka alın. Hayatımı kurtarmıştı. Çok işe yarıyor.
3) Yeşil yün eldiven. İçtimadan önce komutanlar gelene kadar soğukta saatlerce dikilirken ellerinizi korur gitmeden mutlaka alın. Ona rağmen soğuk nedeniyle parmağımda çatlak oldu. Eldiven olmasa kim bilir nolurdu.
4) Bulaşık eldiveni. Oha nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim. Acemi birliğine teslim olduktan sonraki gün, 300 kişinin tabildotunu yıkama şerefine nail oldum. 6 saat boyunca suyun içinde olmak hoş bir duyguydu. Bu tür birliklerde temizleme işi sırayla size gelir. Kaçış yok. Kaçmaya kalkarsanız çok göze batarsınız. Bu nedenle bir paket bulaşık eldivenini atın valizinize. Kafanız rahat olsun. Hayat size gol atmasın, size hayata gol atın :)
5) Bol iç çamaşırı ve çorap götürün. Eşofman ve spor ayakkanızı da alın yanınıza. Spor saati için verilen eşofmanlar uymayabiliyor. Hatta tayt gibi duruyor. Birlikte öyle gezmek de hoş olmaz :). Bu tür eşofman ya da kıyafetlerde öle acaip renkler tercih etmeyin. Hatta valiziniz bile göze batmayacak bir renge sahip olsun. Bavulum kırmızı diye az kalsın İstanbul'a gönderiliyordu. Mavi, koyu yeşil gibi renkler yani koyu renkler mantıklı olur.
6) Sarı ve garip görünümlü yastıklara denk düşebilirsiniz. İçim rahat etmez diyorsanız yastık üzerine sermek için ufak bir el havlusu işinizi görecektir.
7) Temiz poşeti & Kirli poşeti. Askeriyede kirli ve temizleri bu poşetler içerisinde saklıyorsunuz. Birliğinizin kantininden de alabilirsiniz.
8) Telefon kartı. Götürüldüğümüz birliğe telefon kartı 2 gün sonra gelmişti. Gitmeden alsaydım 3 gün boyunca telefon kuyruğu olmadan konuşabilecektim. Askeriyede telefon yasak. Acemi birliğine telefon gotürmek hayli riskli. Arama tarama olabilir olmayabilir. Şans. 30 gün ankesörlü telefonlarla işinizi göreceksiniz ve malesef çokça sıra olacak başka şansınız yok.
9) Terlik. Verilen terlik uymayabilir ya da ben rahat edemem derseniz, özel aldığınız terlik yardımınıza koşacaktır.
10) Tırnak makası. Gittiğiniz yerden de alabilirsiniz ama ne gerek var. Alın koyun valizinize. Olur da bulamazsanız artık nasıl kesersiniz onu da bi hayal edin.
11) Ufak bir dikiş seti. Son anda bir düğmenizin olmadağını farkettiğinizde ve içtimaya 5 dk kaldığında hayattan bir gol daha yememiş olacaksınız :)

- Eğer doğu tarafında erişimi zor bir yere düşerseniz, KTM'lerde 1-2 gün belki de daha fazla konaklamak durumunda kalırsınız. En iyi durumda 1-2 güne acemi birliğinize sevk edilirsiniz. Açılımı Kabul Toplama Merkezidir. Geçici konaklama yerleri olduğundan konforlu yerler değildir. Bu durumda yastık için havlu devreye girecektir :)

- Denetlemeler bir asker için en zor günlerdir. Burada sizden ziyade karakol ya da birlik üst makamlarca denetlenir. Bu nedenle stresli günlerdir. Bu günlerde etrafta fazla gezinmeyin (iş kitlenir) komutanlarınızı fazla yormayın. Onlar da sizi yormasın. Bu lafımı hatırlayacaksınız.

- Askerde yazıcı olayım, böylece yatarım demeyin sakın. İnternet olur diye de ümitlenmeyin. Bazen geceleriniz kuru ekran başında geçerken, diğer askerler fosur fosur uyuyor olabilir. Ortamı kolacan edip öyle aday olun. Zaten gittiğiniz birlikte, usta birliğinden bahsediyorum, üniversite mezunu olduğunuzdan dolayı size zaten özel bir iş verilir :)

- Acemi birliğine gittiğinizde 30 gün boyunca eğitim verirler. Dışarı çıkartmazlar. Bu nedenle yanınıza yeterli miktarda para almış olduğunuzdan emin olun. Kabaca 200 YTL bana yetmişti. Gene de fazlasını alın yanınızda bulunsun. Bazen bir çokonat sizi kendinize getirir :)

- Acemi birliğinde herkes aynı saatte aynı işleri yapmaya başladağından dolayı muazzam kuyruklarla karşılaşacaksınız. Kahvaltı kuyruğu, traş kuyruğu hiç bitmeyecek. Sakalınız hızlı uzamıyorsa ve farkedilmiyorsa geceden traş olun. Botunuzu da gece boyayın. Sabah direkt kahvaltıyla başlarsınız, hayat size güzel olur :) Bu arada bot boyasına dikkat. Kirli bir botla asla dolanmayın, çok laf işitirsiniz benden sölemesi.

- Askerde künye, mendil vs. gibi şeyler verilir. Bunların sürekli üstünüzde olması beklenir ve de ara ara kontrol edilir. Bunları mümkünse hiç çıkarmayın. Kaybeden ya da yanında taşımayan arkadaşların çok başı ağrımıştı :)

- Asker malzemeleri alırken hiç masraftan kaçınmayın derim. Çünkü aldığınız o abidik gubidik şeyler sayesinde askerde çok ama çok rahat edeceksiniz. Arkadaşımın zoruyla ufak bir dikiş seti almıştım. Yaf dedim ne gerek var. Denetleme öncesi kopan düğmemi onun sayesinde dikmiştim. Yoksa yaka bağır açık çıkacaktık tümgeneral karşısına :)

- Güneşi bol olan bir yere düştüyseniz güneş kremini ihmal etmeyin. Nöbet esnasında güneşlenirsiniz :)

- Güzel kol saatinizi evde bırakın ve askerde çok moda olan casionun o efsane saatlerinden birini alın. 10-20 TL birşey. Asker malzemesi satan dükkanlar bilir.

- Askerde bir arkadaşım birliğine yedek bot alarak gelmişti. Kendisine oha demiştim. Ama haksız da çıktım. Verilen bot çocuğun ayağına uymadı. Ve yedek bot hayatını kurtardı. Sizin de ayağınız çocuk mezarı gibiyse bence iyi fikir. Asker malzemesi satan dükkanlarda bulunabiliyor. Ama sakın yandan açılan özel botlardan almayın. Komutanlar direkt fark eder :) Tüm bunlar para demek. Ama şunu da unutmayın. En az 5 ayınız bilmediğiniz bir yerde bilmediğiniz kişilerle geçecek. Rahatınız herşeyden önemli. Bazen aldığınız 1 TL'lik bir iğne bile işinizi kolaylaştıracak. Yoksa o askerlik bitmez :)

- Birliğinize zamanında teslim olun. 12 Ağustos, 12 Aralık ya da 12 Nisan 17:00'ye kadar teslim olmanızı beklerler. Siz siz olun en iyisi 14:00 gibi birliğinizde oldu. Sona kalmayın benim gibi de dona kalmayın :) (16:55 de teslim olmuştum, sivil hayat kar kardır demiştim)

Tüm asker adaylarına şimdiden başarılar ve hayırlı teskereler dilerim. Vatan size emanet !!!

 

http://askeradaylari.blogspot.com/ dan alınmıştır...

Tuesday, November 24, 2009 4:39:43 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]  | 
Friday, November 13, 2009


Microsoft yakın zaman önce bir oyun çıkardı. Server Quest 2

Tatilden dönen zavallı bir IT profesyonelinin durumunu, madalyonun diğer tarafından görmek için buradan  buyurun ...

 | 
Friday, November 13, 2009 10:29:52 AM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]  | 
Friday, October 30, 2009
Friday, October 30, 2009 3:04:25 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]  | 
Tuesday, October 13, 2009
Türkçeye çevirmesine üşendiğim güzel bi yazı olmuş. Keşke vakit olsa da üzerinde yorum da yapabilseydim.
Link burada.7 adımda IT Strateji Testi
Linke tıklamaya üşenenler için de şöyle ;

Before formulating your company's IT strategy, there are a few questions that you should ask.

   1. Is the strategy too generic? IT organizations hardly cater to just one type of need, one kind of customer, or one market segment. The IT strategy must have an overall strategy, but it must also feature tactics that are specific to operating and market demands. Even the most successful enterprises know that one size hardly fits all. IT managers, therefore, should consider the unique needs of each business unit that makes up the entire organization - or they should consider each sample client that makes up the entire market segment.
   2. Is the strategy market-driven? Internal IT implementations are hardly the right starting points for new IT strategies. It is a truism that you cannot achieve the results that you want if you are doing the same things over and over. Step outside the corporate box, and try to look at the needs of your market. Instead of looking to top management for clues, ask the men and women on the ground about their needs as they might offer ideas that can improve the overall operating performance.
   3. Will the strategy be clearly communicated? Business strategies are usually understood by top management - usually in terms of paybacks and end-goals, but actual strategy implementations are usually lost in transmission. From the start, it is wise to document the strategy for wider distribution. Moreover, with this type of document, everyone at the organization can discuss the new policies, technologies, methods, and other possible changes.
   4. Is the strategy realistic? Your strategy must be developed with full regard for the resources needed to make a particular strategy work. Although a new strategy may sound promising, IT managers must think about practical aspects that include funds, technical competencies, and available technologies. Further, the new strategy must compliment – and not hinder – a company's culture.
   5. Does the strategy improve daily operations? Any new strategy must meet the operating and business goals of the company. Otherwise, it is a waste of effort and resources to formulate new policies, acquire new technologies, implement plans, or provide new sets of knowledge. If, at the end of the day, the new strategy does not result in more efficient operating procedures or greater market value, implementing a different strategy makes no sense whatsoever.
   6. Does the strategy have the right support system? By support system, we refer to the top and middle management support - as well as the general resource pool. After all, buy-in by the rank-and-file is just as important as the support of the strategy’s sponsors. Remember that in most change projects, failure is rooted within the people factor. In the same breadth, adoption by both management and the entire staff pushes the strategy towards a more successful path.
   7. Does the strategy adapt to changes in the business environment? Strategies must be dynamic enough to adapt to changes in the business environment. Assumptions must be validated as often as is necessary to either maintain the status quo or to trigger changes in the system.

Bu arada gözümden kaçmıyor, MS yetkilileri size sesleniyorum ! Daha Fr. 3.5 e bakamadan 4.0 la coşuyosunuz, ne bu acele ? Neyin peşindesiniz sorarım size ???

Tuesday, October 13, 2009 10:24:50 AM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]  | 
Saturday, September 05, 2009

askerde entry girmek de böyle bişeymiş :)

Saturday, September 05, 2009 2:37:57 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]  | 
Tuesday, June 30, 2009

geçenlerde bişeyler ararken aniden karşıma SIP Server diye birşey çıktı.
ilk başta çok da umursamadım ama madem karşımıza çıktı bunu da bilelim dedim
ve az biraz araştırdım (ulu bilge kişilik olarak ben :))
aslında türkiyede nereler kimler kullanır bilmiyorum ama duyduğuma göre
askeriyede bazı yerlerde mevcutmuş.

(Session Initiation Protocol - Oturum Başlatma Protokolü) Server
özetle şöyle ;

İnternet merkezli çoğul ortam iletişim mimarisinin temelini oluşturmaktadır. SIP, haberleşmek isteyen kişiler için IP ağları üzerinden oturumlar açar. Bu kapsamda, bir oturum, IP ağı üzerinden iki veya daha fazla kişi arasındaki etkileşimli bir iletişimdir. Bu basit bir iki yönlü telefon çağrısı, anında mesaj alışverişi veya işbirliği yapılan çoğul ortam konferans oturumu olabilir. SIP IETF (Internet Engineering Task Force - İnternet Mühendislik Görev Gücü) tarafından standartlaştırılan bir Web değerler dizisi protokolüdür. İki büyük İnternet protokolü olan HTTP (World Wide Web) ve SMTP (e-posta) ile benzerlikler taşımaktadır, zira haberleşmek isteyen kişileri temsil etmek için simgesel adresler kullanmaktadır.

SIP; ses ile zenginleştirilmiş e-ticaret, Web sayfası tıkla-çevir, arkadaş listeleri ile anında mesajlaşma ve çok daha fazla özellik ile tümleşik ses ve çoğul ortam servislerini desteklemektedir. SIP oturum yönetimi cihazlar arasında değil, kişiler arasında IP temelli doğal iletişimin desteklenmesinin anahtarıdır. SIP kullanarak, ayrı bilgisayarlar, telefonlar, televizyonlar ve el cihazları vasıtası ile medya içeriği ve katılımcı sayısından bağımsız olarak kullanıcılar birbirlerini bulabilir ve temasa geçebilirler.

SIP çok değişken tipte oturumları açmak üzere bir mekanizma olarak geliştirildi. Bu yüzden SIP, oturum içerisindeki ayrıntıları dikte etmez, ama katılımcıların kapasitelerine dayalı olarak etkileşimi yürütür. Bu basit özellik SIP'ın ölçeklendirilebilir, genişleyebilir ve değişik mimari ve kurulum senaryosuna rahatça uyabilir olması anlamına gelmektedir.

kaynak: www.telepati.com


 

Tuesday, June 30, 2009 11:17:46 AM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]  | 
Wednesday, June 03, 2009

Wednesday, June 03, 2009 2:32:19 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]  | 
Wednesday, May 20, 2009

Daha Fr. 3.5 ile çok bişeyler yapamadan Fr. 4.0 Betası çıkıverdi. Bu işin sonu nereye gider bilmiyorum ama Microsoftcu yazılımcılara sabır diliyorum... Jason Zander abi baya bi inceleyip bişeyler yazmış, yazıları türkçeye çevirip ben inceledim diyip kimseyi kandırmak istemiyorum, merak eden okusun oradan.. :)

Training kit i inceleyip kasıcam ben diyosan da buraya gel...

Wednesday, May 20, 2009 3:03:55 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]  | 
Tuesday, February 17, 2009



Sabahtan beri bişeyler yazıyorum Microsoft Tagging hakkında ama hepsi de silindi, sinirlerim bozuldu.
Microsoft un icat ettiği High Capacity Color Barcodes (HCCBs) teknolojisi ile en kötü cep telefonu kamerası ile bile barkod okuma mantığı ile çalışan bu sistemde çok ileri görüntü işleme teknikleri kullanıyor.

Demo için :http://www.microsoft.com/tag/content/what/

Merak edenler için : http://www.techflash.com/Demo_A_look_at_Microsoft_Tag37301434.html
Tuesday, February 17, 2009 2:41:10 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]  | 
Wednesday, February 04, 2009

Her iş değiştirdiğimde gördüm ki her yiğidin farklı bir yoğurt yiyişi var hakkaten. Bir önceki iş yerinde gördüğün olmazsa olmaz kurallar, yeni iş yerinde kimsenin umurunda olmayabiliyor. Bunlardan biri de aslında kodun okunulabilirliğini ve projeye yeni katılan yazılımcının adaptasyonunu hızlandıran kodlama standartları. Büyük bir projede 4-5 yazılımcının birleşip çıkardıkları bir ürün söz konusu ise gayet mantıklı bir kural oluyor doğal olarak.

bugün bana gelen MSDN newsletter larından birinde bu konuda 2 template linki vardı.

c# ve vb.net için...

Lazım olan varsa buyursun güle güle kullansın. :)

CSharp Coding Standards.doc (177 KB)

VB NET Coding Standards.doc (175,5 KB)

Wednesday, February 04, 2009 5:41:15 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]  | 
Sunday, February 01, 2009

Sitemin ara yüzü bir hayli değişti, katkılarından dolayı Cenk Hoca' ma teşekkür ederim.

Bundan sonra daha düzenli bloglar çıkarıcam sanırım.

Sunday, February 01, 2009 11:58:16 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]  | 

© Copyright 2009, Süleyman PETEK